9 Ekim 2010 Cumartesi

Bir günün ardından,


Bizim ailemizde doğum günleri,evlilik yıldönümleri unutulmayıp kutlanması gereken özel günlerdir.Babam halen küçük not defterinde (Cep telefonu ve bilgisayar kullanmadığı için)bizim de dahil çevresindeki tüm sevdiklerinin özel günlerini itina ile yazıp,mutfaktaki saatli maarif takvimine de konu hakkında uyarı notu düşer.Elbette bu sadece böyle özel günler için değil mutfak tüpünün alınış tarihinden ,hastane randevularına kadar olan hatırlanması gereken günleri de içerir.Rahmetli dedem başucundan eksik etmediği ece ajandasına kullandığı ilaçlara kadar yazar kağıdın hafızasının hepimizin hafızasından daha iyi olduğunu söyleyip dururdu.Ailenin erkekleri bu şekilde herşeyi not ederken ailenin bayanları ise acaba akşama ne yemek yapsam rutinin yanısıra böyle özel günlerde ne pişirsem telaşesini yaşar alınan onca yemek kitabı yada dergisi karıştırıldıktan sonra,daha önce defalarca yaptığı,denenmiş,lezzeti belli, elinin alıştığı herneyse onu yapmaktan kendini alamazlar.
Bu doğum günümde de yine aynı şeyler yaşandı.
Ama bu sefer pastayı yapmayıp hazır aldım.
Tembelliğim üzerimde de :) Bu arada kedime bir haller oldu.Gelen tüm telefonların kendisine geldiğini,tüm çiçeklerin ise ona alındığını sanıyor.Resimlerden de anlaşılacağı üzere çiçeklerimin yanından alamadım kedişi.
Ve şimdi de annemin klasikleri Yoğurtlu havuç
Emel ablamın kısırı
Cevizli,yoğurtlu kabak
Gül böreği
Yaprak sarması da vardı ama resmi çekerken titrettiğim için burada paylaşmak istemedim.
İyi ki ülkemiz bir tahıl ambarı.Yoksa böyle özel günlerde ve bayanların günlerinde yapılan onca kısırı,böreği,tuzluları,tatlıları nasıl yapardık bilemiyorum :)
Bu arada blogta paylaşmak için habire yiyeceklerin resmini çektiğimi gören annem,arkadaşlarımın ve yakınlarımızın yanında mahçup olarak beni mutfakta sıkıştırdı ve "Kızım sen görmemişmisin ayıp değil mi yiyeceklerin resmini çekip duruyorsun" diyerek bir güzelde azarladı:)
Kedim ise ancak ona aldığım mamaları gördüğünde çiçeklerin yanından ayrıldı :)
Şimdi müsadenizle bana ait olmayan ama kalbime çok yakın gelen bir cümle ile bitirmek istiyorum yazımı.İclal Aydın'ın bir kitabında geçiyordu bu cümle.Altını çizmişim oysa ki hiç çizmem kitaplarımı.Şöyle diyordu;
"Hep çok sevdim Türk filmlerini.
İsteyen istediği kadar dalga geçsin.
Onca kırılganlıktan sonra şimdi çok mesudum "
Evet galiba bu hissettiğim şeyin, duygunun adı bu.Mesut olmak.
Herkese mesut ve mutlu bir hafta sonu diliyorum

2 yorum:

Antalya dedi ki...

Yurdanur Hanım doğum gününüzü kutlarız.Etkinlik davetiyelerimizi en kısa sürede ulaştırıcaz.

Vintage Duygular dedi ki...

Gecmis dogum günün kutlu olsun. Saglikli huzurlu ve mutlu uzun yillar dilerim.Sevgiler