30 Aralık 2011 Cuma

Çınar'ın kurabiyeleri

 Yeni yıla kadar bir şey yazamam demiştim ama bulduğum ilk fırsatta Çınar için sipariş verdiğim yılbaşı kurabiyelerini sizlerle paylaşmak istedim.Buralarda edindiğim iki arkadaşımdan biri olan Sabahnur Hanım'ın maharetli ellerinden çıkan kurabiyeleri değil yemeğe,dağıtmaya bile kıyamıyorum.Görünce siz de bana hak vereceksiniz :)



Ağızımız tatlı,gönlümüz hoş olsun.
Sevgiyle,

29 Aralık 2011 Perşembe

Mutlu Yıllar

Uzun zamandır bloguma girip birşeyler yazamadım.Hem tüm günümü bebeğimle geçirmem hem de klavyemdeki sorun nedeniyle sizleri okumakla yetindim,güzel yazılarınıza ve paylaşımlarınıza yorum bile yazamadım.Bu süre zarfında beni merak eden ve mail atan Çınar'ı soran arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.Çok şükür iyiyiz.Çınar hızla büyüyor.Erken doğumdan kaynaklanan sorunları atlattık,yaşıtlarının gelişimini yakaladık hatta geçtik bile diyebilirim.(Aman nazar değmesin :)

Yeni yıla kadar bloguma girip bir şeyler yazamayacağımı düşündüğümden şimdiden yeni yılınızı kutlamak istedim.Hem bebek büyütüp hem de bloguna düzenli yazı ekleyen annelerden de bu işin sırrını öğrenmek istiyorum.Bu yıl benim hamileliğin keyfini de çıkardığım zorluklarıyla da başettiğim ve annelik duygusunu tattığım bir yıl oldu.Bu duyguyu tatmak isteyen herkesin anne adaylarının ve hamişlerinin dileklerinin kabul olmasını anne olanların ise sağlık,mutluluk ve huzurla bebeklerini büyütmesini diliyorum.

Taze bir annenin başka ne dileği olabilir ki.Herşey gönlünüzce olsun.Yeni yılda buluşmak üzere,sevgiyle..

23 Kasım 2011 Çarşamba

Leileo'nun sütlü tarifleri

Anne olduktan sonra algıda seçiciliğiniz değişiyor ve daha önce hiç dikkat etmediğiniz,ilginizi çekmeyen bir çok şey birdenbire ilgi odağınız oluveriyor.Sırasıyla hamilelik,doğum derken şimdilerde bebek bakımı özellikle de emzirme konularında okumadığım kitap,dinlemediğim televizyon programı,incelemediğim web sitesi kalmadı diyebilirim. İşte bu sonsuz merakım sayesinde tanıştım LeiLeo Blog'la ve blogun sahibi Zeynep Hanım'la..
Annelerin rahat emzirmesi ve bebeklerin organik kıyafetler giymesi için oluşturulmuş bir marka olan Leileo'da  birçok annenin emzirme deneyimlerine yer veren hikayeleri yer alıyor.Okudukça bana ışık tutan bu deneyimlerin içinde günün birinde benim de yer alacağım hiç aklıma gelmezdi.Geçtiğimiz cuma günü Çınar'la konuk olduk Leileo'ya .Emzirme hikayemizi paylaştık.Bir başka anneye yol göstermesi umuduyla.

Bizim emzirme hikayemiz işte burada.Teşekkür ederiz Zeynep Hanım,teşekkürler Leileo.

22 Kasım 2011 Salı

Vecihiiii


Çınar, bu şapkayı takınca aynen pır pır uçağı ile yeri göğü inleten Vecihi'yi andırmıyor mu  :)


                                                                           

18 Kasım 2011 Cuma

İpanema'lı kız..

Dinmeyen yağmurdan mı,
erken soğuyan havalardan mı bilmem
sıcak yaz günlerini anlatıyorum
 Çınar'a bu aralar.

Naneli  limonataların tadı damağımdan gitmedi daha.
Güneş kremi ise yarılanmamış bile.
Deniz çantamın dibinde biraz deniz kumu kalmış,
plaj havluların boynu bükük.
Aklımda gelecek yılın yazı
 oğlumu denize sokacağım günlerin özlemi..
Umarım annesi kadar sever denizi..

Ne yapalım Çınar'ım.
Her kış başlangıcında yaz özlemi çeker annen işte böyle.
Biz en iyisi yazdan kalma şarkılar dinleyelim seninle.
İpenama'lı kız eşliğinde biraz dans edelim
şöyle kucak kucağa,yanak yanağa.




2 Kasım 2011 Çarşamba

Her nesnenin bir bitimi var ama...

Sanırım pazartesi sabahıydı bir yandan oğlumla ilgileniyor bir yandan da sabah haberlerini dinlemeye çalışıyordum.Van'daki depremde arama kurtarma çalışmalarında bulunan bayan sivil savunma uzmanına mikrofon uzatıldı.Bir kadın olarak ne hissettiği soruldu ve enkazda ne şekilde çalıştığı..Enkazda çocukları bulduktan sonra annelerini çok uzakta aramıyoruz hemen yakınlarında yada yanlarında çıkıyorlar,yanyana yada kucak kucağa buluyoruz onları dedi o uzman.

Çınar ,doğduğundan beri yapışık ikiz gibiyiz.Bazı zamanlar çok sıkıldığım olmuştu bu durumdan özellikle sıcak günlerde.Ama anneleri ile birlikte enkazdan çıkarılan bebekleri gördükçe kendimi onların yerine koymadan yapamıyorum.Düşünmek istemiyorum,o görüntüleri hatırlamak da..Ama bebeğim uykuya daldıktan sonra yatağına yatırırken birden vazgeçip kalbimin üzerinde uyutuyorum.O benim kalp atışımı ben onun kalp atışını duyalım istiyorum.Bebek kokulu oğluma sıkıca sarılıyorum..

Günlük hayat bir şekilde geçiyor.Herşeye alışılıyor,kanıksanıyor,rafa kaldırılıyor,unutuluyor.
Derken radyoda içimi acıtan o şarkı başlıyor..

Her nesnenin bir bitimi var ama..
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban
Sevdiğim Mihriban..

28 Ekim 2011 Cuma

Hayat güzeldir..


Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı.
Bütün köy ahalesi toplandı.
İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı
Bu inançtır.

Babalar bebeklerini havaya hoplatır,çocuklar gülmekten bayılır.
Yere düşebileceğini akıllarına bile getirmezler.
Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu güvendir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur.
Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ümittir.

Ve bu üçü varsa içinizde ;hayat gerçekten güzeldir..

Üstün Dökmen

19 Ekim 2011 Çarşamba

Bir erkek yetiştirmek...

Bir bebeğimin olacağını öğrendiğim anda içime doğdu erkek olacağı.Eşim kız çocuk hayalleri kurarken ben bir erkek yetiştirmenin nasıl birşey olacağını düşünüyordum.Bir kızım olsaydı eğer onu çok iyi anlıyabilirdim belki çünkü bende bir zamanlar kız çocuğuduydum. Peki ,erkekler Mars'tan kadınlar Venüs'ten değil miydi?Ben değil miydim erkekler biz kadınlar gibi ince düşünemez olaylara daha düz bakarlar diyen.Ben değil miydim erkekler kadınları hiç anlamaz anlamakta istemez diyerek babaları,abileri,erkek arkadaşları ve kocaları eleştiren ?

Oğlumla yeni yeni göz teması kurmaya başladığımız bugünlerde bunları düşünür oldum.Biliyorum onun kimyası benimkinden farklı.İleride şefkatli bir erkek olsun istiyorum,temiz,bakımlı,esprili,spor yapan,hayvan sever,şakacı ama en önemlisi de empati duygusu yüksek.

Henüz yolun başındayım biliyorum:Kız yada erkek farketmez bir evlat yetiştirmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu ne umutlarla ne emeklerle  ne hayallerle yetiştirildiğini yeni yeni anlıyorum.Evlat kokuyorsunuz derdi annem bize ben o kokuyu artık tanıyorum.Bu nedenle  daha fazla içim yanıyor daha fazla ağlıyorum duyduğumda ölüm haberlerine.Evlat kokulu 26 askerimizi kaybettik bu sabah.Tesellisi yok bu duygunun.
Oğluma sarılıp koklamaktan başka elimden bir şey gelmiyor çok çok üzgünüm..

13 Ekim 2011 Perşembe

Rastgele !!!!

Bebeğimi emzirirken denizi, küçük kayıkları,balıkçı teknelerini seyrediyorum.Geceleri kayıklarda yanan lüks lambaları denizi ışıl ışıl yapıyor.Öyle özellikli ,zoomlu,afilli bir fotoğraf makinam olmadığı için çok detaylı değil  ancak gördüğüm gibi paylaşabiliyorum kareleri.Bazı geceler denize vuran ay ışığında balıkların kıpırtılarını,zıplayışlarını öyle net görüyorum ki o balıklarla birlikte yüzesim geliyor..
Denizin üstü kıpır kıpır ,deniz bereketli..
Oğluma hayali bir kaptanın maceralarını anlatıyorum geceleri..
Henüz anlamıyor ama dinliyor beni..
Adını Taka Nuri koydum kaptanın,
Komik bir kaptan Taka Nuri
Biraz da sakar üstelik
Ama oğluma büyük denizleri anlatıyor
Balıkları tanıtıyor..
Bu sezon bebeğim çok küçük..
İnşallah gelecek sezon oğlumla birlikte açılırız bereketli sulara..
Balık tutamayız biz.
Ama yemesine bayılırız :)
Rastgele size balıkçılar..
Rastgele Taka Nuri ..
  Çinekoplara dokunmak yok
Yoksa bebekler büyüdüklerinde tanımaz hiç lüferleri..
Haydi Rastgele !...

7 Ekim 2011 Cuma

Hayat,en güzel hediye..

Bugün,çok daha iyi anlıyorum ki,
Boşuna akıtıcak gözyaşım yok artık,
Zamanım inanılmaz değerli..
Daha güçlü oldum,ayakları daha yere basan..
Karar verdim..
Yanımda olanlar hep yanımda kalacaklar
Yanımda olmayanlar ise sadece uzaktan bakacaklar
Yok öyle artık hatır ,gönül meselesi yapmak olur olmaz herşeyi...
Mız mızlanmak da yok..
 öğrenilecek  o kadar şey varken
Ve
Bir yaş daha alırken,
Geç mi  anlıyorum tüm bunları ?
Aklım başıma yeni geldi
Kucağıma aldığım andan itibaren..
Sarı kafalı,maviş oğlumu
Tekrar tekrar anladım ki..
Hayat yaşattıkları  ile ,
Aldığım en güzel hediyem oldu..

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Hoşgeldin Çınar'ım...

Bebeğimiz beklenmedik bir şekilde sabırsız davranarak bayramı bizimle geçirmek istedi..Ve Çınar'ımız Ağustos bebeği olarak dünyaya geldi..Düşünüyorumda daha geçtiğimiz yıl ne bir eş ne de anneydim..Bu yıl sevgilimin eşi ve mis kokulu bir bebeğin annesi oldum.Şimdilerde evimizde ananne ve dedenin telaşeleri,eşimle ikimizin şaşkınlığı ve bebeğimizin acıktığının sinyalini veren sesi var.Hayatım minik bebeğime endeksli.Yüzünü gördüğüm anda hayatın en büyük mucizesini yaşadığımı anladığım ve bu duygunun hiç bitmeyecek etkilerini ruhumda bir ömür boyu taşıyacağıma inandığım bir bebeğin,Çınar'ın annesiyim artık..Darısı tüm isteyenlerin ve bebek bekleyenlerin başına..Bayramınız kutlu olsun :)

11 Ağustos 2011 Perşembe

Nihayet annem geldi...

Nasıl da aradım annemi hamileliğim boyunca..İşten yorgun argın eve gelip hafifte olsa mide bulantıları eşliğinde yemek yapmaya çalışırken,evin bir türlü bitmeyen işlerini toparlamaya çalışıp akşamları yorgunluktan erkenden uyuya kalırken,annemin o çok sevdiğim yemeklerini özleyip annemin yakınlarda hatta yanıbaşımda oturmasını içimden dilerken..Aramızda mesafeler Akdeniz'le Karadeniz kadar..Belki çok uzak sayılmaz ama her istediğinizde görüşememek ve anneme çok ihtiyaç duyduğum bu dönemde ondan uzak kalmak çoğu zaman içimi burktu..Ama şimdi bu hasretlik bitti ve annemle babam eşimin de ısrarıyla (Onlara kalsa doğuma bir hafta kala geleceklerdi çünkü) ayarladıkları ilk uçakla geldiler..

Yaklaşık 1 haftadır birlikteyiz..Annemin bebişe aldıklarını,yaptıklarını ayrı bir yazı da anlatmak isterim..İnanın bu aya kadar sadece 6 kilo alan ben annem geldikten sonra şu kısacık zaman zarfında iki kilo daha aldım..Karnım epeyce ortaya çıktı :) Ne kadar kendim yapmaya çalışsam da gücümün yetemediği kıyımı köşemi bir güzel toparladı,herşeyi yıkadı,havalandırdı,ütüledi,derledi,topladı.Canımın çektiği tüm yemekleri sırasıyla yaptı..Babamla yaptığımız yürüyüşlerin ve yüzme seanslarımızın sonunda ise kendimizi ya pizzacı da buluyoruz yada dondurmacı da.Kısacası 8 aylık hamile biri gibi değil de annem ve babamın küçük kızları gibi olmak bana pek iyi geldi.

Şimdilerde küçük beyimiz gelene kadar bu güzel anların tadını çıkarıyorum.Bebeğimiz dünyaya geldikten sonra ise tüm fedekarlıkları yapma sırası anne ve baba olarak bizlere düşecek biliyorum ve heyecanla bekliyorum..

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Dut Pekmezi tadında hafta sonu keyfi

Aslında bu yaz için eşimle birlikte farklı planlarımız vardı.Mekadonya'ya kadar gidip hem akrabalarımı ziyaret edecek hem de oralara kadar gitmişken Dubrovnik'e de uğrayacaktık.Ancak bebeğimizin gelişini öğrendikten sonra bu planımızı bir başka bahara ertelemek ve yakın çevremizdeki yerlerde hafta sonumuzu değerlendirmeye en azından benim deniz özlemimi böylelikle gidermeye karar verdik.

Kayınpederimin şehir merkezine yaklaşık 40 km mesafedeki köyünde ,baba toprağında yaptırdığı yazlık olarak kullanılan köy evi, benim nefes almamı ve sadece hafta sonları gittiğimiz halde sanki günlerdir tatil yapıyormuş gibi hissetmemizi sağlayan harika bir kaçış noktası oldu.Karadeniz'in en güzel sahiline bakan bu güzel yer Akdeniz'i aratmayacak güzellikte..
İşte size köyden bir gün batımı manzarası..
Peki bu bembeyaz sahile ve harika denize  ne dersiniz?Adı üstünde beyaz kum plajı
Yıllardır,Antalya'da kalabalık kumsallarda denize girmeye alışkın biri olarak  oraya nazaran daha küçük tesislerin bulunduğu ve genellikle sakin olan bu bembeyaz kumsalda oldukça rahat hareket ediyor kıyıda dalgalarla oyun oynuyor,midye kabuğu topluyor,kocaman göbeğime aldırmadan istediğim gibi hoplayıp zıplıyorum :)
Gündüzleri deniz kenarında vakit geçirdikten ve yemek faslını atlattıktan sonra köyde kapı önü muhabbetleri başlıyor.Çaylar demlenip,karpuzlar kesiliyor geç vakte kadar yapılan sohbetlerin ardından ağustos böceklerinin sesleri eşliğinde tatlı bir yorgunlukla uykuya dalıyoruz.Ağırlıklı yazlıkçıların olduğu köyde yaşayanlar ise gelirlerini tarımdan elde ediyor.
Bu yıl dut mevsiminin oldukça verimli olduğunu söyleyen köydeki bayanlar ise dut pekmezi kaynatarak dutların ziyan olmasını önlemişler.Resimde gördüğünüz gibi kara ve beyaz dutun bir arada olduğu bu ağaçlardaki dutlar silkelenerek ayıklanıyor,temizleniyor ve sadece su ile birlikte odun ateşinde istenilen kıvama gelinceye kadar kaynatılıyor.Bu yıl oldukça verimli geçen dut mevsimi nedeniyle köydeki bayanların benden bir ricası oldu.Bu şekilde doğal yolla yapılan dut pekmezlerini bir şekilde alıcısı ile buluşturmak kısacası küçük bir kar ile satmak istiyorlar.Eğer böyle bir talebiniz olursa bu konuda bana mail atabilir yada yorum bırakabilirsiniz.Böylelikle hem gelirini sadece topraktan sağlayan ailelere bir gelir sağlayabilir hem de doğal ve güzel dut pekmezlerinin sahibi olabilirsiniz.Elçiye zeval olmazmış :)

Benim paylaşacaklarım şimdilik bu kadar..Herkese sağlıklı ve güzel günler dilerim..


26 Temmuz 2011 Salı

Uyku biraz uyku...

Hamileliğin 32.haftasına girerken son iki aydır kendini gösteren gece uyanmalarım iyice arttı..Bebeğimin geceleri yatağa uzanmamla birlikte yaptığı boks antremanları yediğim bir sağ bir sol kroşeler sayesinde iyice azalan uykum ,sıcakların ve nemin artışıyla birlikte hepten kayboldu..Sabaha karşı bitkin durumda uyuya kalıyor ,eşimle birlikte yaptığımız kahvaltının ve onu yolcu etmemin ardından kendimi kanepeye atıyor ve başımı yastığa koyar koymaz da uykuya dalıyorum.Bu durumdan hiç hoşnut değilim çünkü gece alınan kaliteli uykunun yerini hiçbirşey tutmuyor..Ellerim ayaklarım o kadar sıcak oluyor ki geçtiğimiz gün elimi dizime koyduğumda bu sıcaklık nerden geliyor diye gayri ihtiyarı bakmış ve avcumun içinden adeta bir ateş fışkırdığını görerek eşimin elimi tutmak yerine son zamanlarda  omzuma sarılarak yürümesinin nedenini çok daha iyi anlamış bulunmaktayım :)
Eğer benim gibi yaz hamilesi iseniz bize iyi gelen tek şeyin deniz olduğunu anlamışsınızdır.Deniz hem şişliklere hem uyku düzensizliğine hem de bebeğe o kadar iyi geliyor ki denize girdiğim hafta sonları hiçbir şikayetim olmadan deliksiz uyuyorum.
Ama şimdi, bu sıcak pazartesi gecesi tek istediğim  sadece uyku biraz uyku...

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Göbek ve Home Office Sorunsalı

 Bu hafta sonu bir önceki hafta sonunda yaptığımız gibi eşimle kendimizi denize attık.Sağolsun eşim adeta disiplinli  sporcu yetiştiren antranör gibi beni dakikayla denize sokarak kendi çapında bazı rekorlar kırdı.Ben ki parmak uçlarım buruşmadan denizden çıkmam ,eşim sayesinde sık sık ama azar azar denize girmeyi başarabildim.Bu arada geçen hafta yukarıdan aşağıya doğru baktığımda ayaklarımın yarısını ve parmak uçlarımı görebiliyorken gördüğünüz gibi bu hafta hiçbirini göremediğimi farkettim :)Bizim bebiş son aylara doğru epey yol katediyor anlıyacağınız..

Geçtiğimiz ay bir kurumsal şirketin home office çalışacak eleman ilanına başvurmuş ve hiç beklemediğim bir anda kabul edilmiştim.Yine evden ve internet üzerinden aldığım eğitimle yapacağım işle ilgili eğitime tabii tutuldum.Bu ilana başvurmamdaki en önemli sebep bebeğim dünyaya geldikten sonrada evden yürütebileceğim bir işimin olmasını istememdi.En azından bebiş biraz büyüyüp kendini toparlayana kadar bu şekilde bir işi yürütebileceğimi düşündüm.Yıllardır çalışma hayatına fazlasıyla alışmış biri olarak home office çalışmak gerçekten oldukça zormuş.İş yerindeki disiplin kadar evdeki disiplini sağlamakta zorlanıyorum.Bugün işbaşı yaptım ama bir yandan çamaşır makinasını çalıştırmak istiyor bir yandan eşimin biriken gömleklerini de hazır evdeyken ütüleyip aradan çıkarmak istiyorum.Buzdolabını açıp sütümü alırken akşam yemeğini bir yapıversem diyorum.Bütün gün bu gelgitin yanısıra hafta sonu boyunca deniz,kum,güneş şeklinde geçekleştirdiğimiz kısa tatilin de etkisiyle pazartesi gününün hiç de alışık olmadığım bir şekilde evde ama iş stresli geçirerek pazartesi sendromlu bir gün geçirdim.Home Office olayını nasıl düzene sokucam bilmem ama bir an önce kendimi toparlamalı ve bu yeni işe adapte olmalıyım..
Önerilerinizi paylaşırsanız sevinirim..

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Kumsaldaki izler...

Nasıl da güzel geçti hafta sonu..Deniz,güneş,temiz hava bir de Juanito'nun Kumsaldaki İzler şarkısı eşliğinde..Epeydir hasret kaldığım güneşe doyamadım desem..
Hamilelikte denize girmek nasıl da hafifletiyormuş insanı..Ne ellerim şişti ne de ayaklarım..Geceleri de kesintisiz uyumak en güzeliydi.. 
                       Kısa hafta sonu kaçamaklarımız devam edecek..Şimdilerde tek isteğim..
              Yaz hiç bitmesin..

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Seni hala seviyorum

Herkes bazen hata yapar,
Herkes aldanır...
Söylenmemiş sözler de var,
Yaşanmayan...
Seni hala seviyorum...

Terkedilmek tüm canlılara aynı acıyı verir..

16 Haziran 2011 Perşembe

Deniz,bebiş ve kordon kanı bankası


Sevgili Blog Dünyası,
Hafta içi pek güzel giden havaların hafta sonu bozmasından pek rahatsız olsam da bu senenin geçtiğimiz yıllardaki gibi sıcak ve güneşli geçmiyeceğini artık kabullenmiş durumdayım.Haziranın ortasını geçtik ancak ben daha denize bile giremedim.Oysa ki bebişimle birlikte denize gireceğimi  ve bunun her ikimize de pek iyi geleceğini düşünerek hazırladığım deniz çantam bir köşede boynu bükük duruyor.Denizi gerçekten çok özledim..

Bu özlemimin yanısıra geçtiğimiz hafta yapmam gereken testleri tamamladım.Hamileliğin 6. ayına girdiğim geçtiğimiz hafta şeker yüklemesi ile hamilelik diyabetinin olup olmadığı kontrol edilirken,hamileliğin ilk aylarında yapılan testler yenilenerek son duruma bakıldı.Açıkçası hepsinin sonucunun iyi çıkması rahat bir nefes almamı sağladı.Yogaya devam ederken,bol bol su içip yürüyüşlere ağırlık verdim.Şu ana kadar 4 kilo aldığım için hareketlerimde bir ağırlaşma olmadı.Hedefim doğuma kadar toplamda 8 kilo almak.Sağlıklı bir doğum yapmak ve doğum sonrasında bir an önce kendimi toparlamak için kaliteli beslenmeye özen gösteriyorum.Anne olmak böyle bir şey galiba,hayatımda hiç olmadığım kadar dikkatliyim artık..

Bunların yanısıra bebeğin kordon kanın alınıp saklanması için çeşitli yerlerle görüşmeye başladık.Ailemin Antalya'da yaşaması nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde bulunan kordon kanı bankasını Mayıs ayında ziyaret etmiş ve kordon kanının alınıp saklanmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamıştık.Doğuma gittikçe yaklaşırken bu konuda benim gibi bebek bekleyen anne adaylarının bir an önce araştırmalarına başlayıp,anlaşmaya varmalarını ve nasıl bir prosedür izleyeceklerini öğrenmeleri gerektiğini burdan hatırlatmak isterim.İnanın bu durum bebeğin odasından ve kıyafetlerinden bile daha önemli..Akdeniz Üniversitesi'nde gördüğüm kök hücre saklama cihazı ve yapılan araştırmaları bu yazıda okuyabilirsiniz.

Şimdi düşündüm de evlenmeden önce ne hamilelik umrumdaydı ne de bu konuda yazılan ve söylenen herşey..Ama şimdi bulduğum herşeyi okumaya ve iyi olanları uygulamaya çalışıyor üstelik bir de tavsiye bile verebiliyorum..Hayat böyle işte nerden nereye...

9 Haziran 2011 Perşembe

Gemilerde talim var,bahriyeli bebeğim var..

Benim gibi erkek bebek bekleyen bir çok anne adayı eminim aynı duygular içerisindedir.Kız bebekler için birbirinden alternatifli,cicili bicili bir çok kıyafetin yanında erkek bebekleri için daha kısıtlı olan kıyafet seçenekleri karşısında mecburen önünüze konulanları değerlendirmek zorunda kalıyorsunuz..
Bu yıl şansıma denizci kıyafetlerinin bebeklerde moda olması ve bu tarz kıyafetlerin her markada bulunması işimi oldukça kolaylaştırdı.Aldığımız kıyafetlerin çoğunda deniz teması mevcut.Bizim bebiş doğar doğmaz denize açılıp Moby Dick'in peşinden gitmek isterse hiç şaşırmam :)

Kıyafetler deniz temalı olunca odasınında deniz temalı olması güzel olacaktır diye düşündüm.Henüz odasına birşey almadık bugün internette dolaşırken gördüğüm bu bebek odası ise hayalimdekinin tam karşılığı oldu.


Pek güzel olmuş değil mi ?
Bu da oğluşumun tulumundan :)
Bir de böyle balinalı tulum bulursam,
Bebişim gemilerde talim yapmaya pek hazır olacaktır :)

8 Haziran 2011 Çarşamba

Denize gelen var mı ?

Nasıl canım çekiyor denizi..Hafta sonunu iple çekiyorum.Şöyle bir atsam kendimi suya,kıştan üzerimde kalan sevimsiz kasvetten kurtulsam.

Bu aralar bebişe dinlettiğim müziklerin başında 101 Strings Orchestra'nın unutulmayan film melodileri geliyor.İçlerinden bir tanesi olan Summer Place ,bu deniz özlemine en uygun melodi.Birlikte dinleyelim mi ?Dinlerken,deniz kenarında kumsaldaymışız da,limonatalarımızı içerken küçük dalgalar ayağımıza vuruyormuş gibi yapsak mesela :)



7 Haziran 2011 Salı

Bir ben,bir kedi bir de bebek

Benim için hamileliğin en zor yanı bebek beklediğimi öğrenip de kedimi ne yapacağımı soran insanlara izahat vermeye çalışmak oldu.Halen daha bir bebekle bir kediyi aynı anda evde nasıl bakacağımı,tüyünün bana yada bebeğe zarar vereceğini yaptığım tüm açıklamalara rağmen takılmış plak gibi (cd mi deseydim?) tekrar edenler karşısında bunalmış duruma geldim..

Bu konuda internette şöyle bir araştırma yaptığımda da karşıma hiç hoş olmayan tablolar çıktı.Bebek beklediği için kedisini yada köpeğini verecek yer arayan yada tanıdık tanımadık birilerine veren hatta sokaklara bırakan insanların yazdıklarını okudum.Bizler neden böyleyiz?
Zora gelince hemen vazgeçiveriyoruz dostlarımızdan.Bu kadar kolay mı oluyor herşey..Eğer evren enerjisi diye bir şeye inanıyorsak biz zor duruma düştüğümüzde sırtını dönüp gidenler karşısında söz söylemeye hakkımız olur mu ilerde..Dostlarımızı yarı yolda bırakmanın bir bedeli olur elbette..
Benim küçük kızım 3 yaşında,Persian yani İran kedilerinin bir türü olan chinchilla ırkından geliyor.Özellikle ırk kedi seçmiş değilim bir arkadaşımın kedisinin yavrusuydu ve verecek yer arıyordu 1 aylıktı kedimi aldığımda.Bu ırkın en güzel özelliği uslu,sakin ve aileye çok düşkün olması.Kendi çekirdek ailemi kurarken eşimi de bu kadar kolay kabullenmesi ve her akşam dizinin dibinden ayrılmaması bunun en güzel kanıtı.İnanıyorum ki kedim bebeğimizi de aynı şekilde kabullenip onun kedi annesi olacak :)Şimdiler bebeğin kıpırtılarını hissetmesini sağlıyorum.Karnıma gelip yaslanması ve bebeğin kıpırtıları karşısında şaşırıp kalmasını hatta korkmasını görmenizi çok isterdim.Veterinerimiz kedimizin kist aşılarının sıkılığını 2 aya indirirken (Normalde 3 ayda bir olan kist aşısı hamilelik sırasında ve bebek 2 yaşına gelinceye kadar 2 ayda bir uygulanacak )doktorumda bana bir çok anne adayına yapılan Toksoplazma testini yaptı.Bu konuda bilen bilir ,toksoplazma sadece kedilerden geçen bir rahatsızlık değil iyi yıkanmamış sebze ve meyveden hatta çiğ etten bile bulaşabiliyor.

Sonuçta herşey rutininden giderken,kedimle bebek alıştırmalarına devam ediyoruz.İşin komik yanı karnımda kedimin mır mırlarını duyan bebişte inanılmaz şekilde hareketleniyor..Bakalım bu aşkın sonu nereye varacak ?Merakla ben de bekliyorum..

3 Haziran 2011 Cuma

Kiraz Limanı

Uzun zamandır blogumun ismini değiştirmek istiyordum.2008 yılında bir arkadaşım aracılığıyla açılan bloguma adımın verilmesi üzerinde başta pek durmamıştım.Ancak uzun zamandır blogumun kendi adımla yer alması beni rahatsız etmeye başladı.Biliyorsunuz blog yazmak ortalıkta bırakılan bir günlüğe sahip olmak gibi bir şey..Hele adınızla olunca beni tanıyan yada tanımayan dost düşman herkese naklen yayın yapıyormuşum gibi hissetmeye başladım.Ancak blogumu silip yeni bir blog açmak içime de sinmedi..Ben de blogumun adını değiştirmeye en azından şimdilik bu çözümü uygulamaya karar verdim.

Her sabah ve her akşam önünden geçtiğim,evimin balkonundan manzarasını seyrettiğim,uzun incekum kumsalı,balıkçı barınakları ve harika limanıyla beni mest eden "Kiraz Limanı"nı blogumun yeni ismi olarak belirledim.Ne şirin bir isim değil mi "Kiraz Limanı"..Hemen hayalgücünüzde beliriveriyor nasıl bir yer olduğu.Hepimiz,inişli çıkıntılı kimi zaman çalkantalı yaşantısında sığınacak bir liman aramıyor muyuz?Tüm o dalgalarla boğuştuktan sonra dingin bir limanda sakinleşmek için değil mi tüm bu macera ?İşte benim sığınağımda kiraz limanı oldu.

(Hepimiz, fırtınaların içinde korku ve heyecanla yolculuk etmeyi severiz ama eğer sonunda bir limana sığınabileceğimizi biliyorsak...Kürşat Başar/Başucumda Müzik )

Umarım daha verimli ve daha yaratıcı kullanabilirim bu limanı.Çünkü burda olmayı gerçekten seviyorum..

Hamiş : Geçtiğimiz gün eşimle Giresun'a giderken yol üzerinde yine çok sevimli bir liman gördüm.Adı ise Erik Limanıydı :) Sanırım bu böyle kıyı boyunca devam edecek..Ve ben hepsine aynı hayranlıkla bakıp unutmamak için hafızama fotoğraflayıp o anları not edicem..

2 Haziran 2011 Perşembe

Göbeğimle birlikte yogalık halleri

Hamileliğimde 5.ay biterken hiç karnımın çıkmaması ,ancak çok dikkatli bakılınca hamile olduğumun anlaşılması yüzünden pek hava atıyordum.Hatta giyim mağazalarında hamilelik kıyafetlerine bakarken satış danışmanlarının siz hamilemisiniz ama hiç belli değil şeklindeki konuşmaları bile nedense müthiş egomu okşuyor sadece 3 kilo aldım diyerek fit bir hamilelik geçirdiğimi gururla söylüyordum.(Annem Ebru Şallı'yı kendime örnek almamı isteyip homili gırtlak yemememi sık sık tembih etmesi de bu duruma etkili oldu:)

Ama bu geçtiğimiz hafta bana bir şeyler oldu.Sanki bir gecede birden bire karnım ortaya çıktı.Gömleklerim neyse de pantolonlarımın içine sığmamaya başladım.Vitrinlerdeki yansımamda çıkık bir göbeğin benden önce her yere girdiğini gördüm.Elbette olağan bir şey bu durum ancak yine de şaşıp kalıyor insan.
Bunun üzerine epeydir gitmek istediğim yoga kursuna yazıldım.Malum karnım gittikçe büyüyecek,hareketlerim kısıtlanacak ,yorgunluk ve sırt ağrıları kendine gösterecek.Bu sıkıntıları daha az hissetmem ve sağlıklı doğum yapmak için hamileyken yapılan yoganın en güzel spor olduğuna karar verdim.Yoga bir tür meditasyonda olduğu için bu dönemde gerekli gereksiz herşeye gösterdiğim alınganlıklar ile daha kolay başedebileceğimi düşünüyorum.Haftanın başındaki ilk dersimizde uzun süre yerde oturmak bir dert bağdaş kurmak ise ayrı bir dert olduğu için şekilden şekile girdim.En nihayet hocamız rahat olmamı,vücudun gerekli esnekliği zamanla kazanacağını söyleyerek birlikte meditasyon yapmamızı önerdi.Hocamız eşliğinde bebişle birlikte yaptığım meditasyon ikimize de çok iyi geldi.





Bir de şu havalar düzelse..Güneşi öyle özledim ki..

31 Mayıs 2011 Salı

Kiraz Mevsimi





söylemeliyim,
yok
yok... meydanlarda bağırmalıyım.
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.






resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
baygınlık getiren şiirler
kiraz mevsimi, kiraz
küfelerle dolu pazar.
zambaklar geçiriyor bir kadın.
bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı.









sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
nasıl etsem nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokak başlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak mevsimi değil
sevişme vakti olduğunu...


Umut Şiirleri-Sait Faik Abasıyanık