25 Haziran 2010 Cuma

KEKOVA

Cünaydın daaa :) Haçan nassinuz eyi misunuz?

Beni soracak olursanız cuma sabahı saat dörtte uyanık olan biri olarak gayet iyiyim efendim :)Kısa tatilimizin verdiği moralle mi yoksa işe gidecek olmanın stresiyle mi bilmem ama gördüğünüz üzere az uyku ile çok işler başarmanın gayretindeyim. Kekik kokulu günlerin, bolca alınan deniz havasının,leziz zeytinyağlı yemeklerin ardından epeydir ihtiyacım olan depoladığım moralle birlikte kaldığım yerden devam ediyorum.
Böyle kısa molalara hepimizin nasıl da ihtiyacı var.
Dar arnavut kaldırımlı mahalleleri, denize açılan sokakları,
minik kafeteryaları,
denizin içindeki batıkları ile
nasıl da özlemişiz Kekova'yı.
Burası ise Tersane koyu.
Bu koydaki antik kliseye gitmek için küçük bir tekne kiralamanız gerekiyor
Hatta bir çok yere gitmek için tekneye ihtiyacınız var.
Kekova sadece karada değil denizin içinde de devam ediyor.
Tekne kiralamak için gittiğiniz limanda ise Hamidiye zırhlısı ve komutanı Yüzbaşı Hüseyin Rauf Orbay adına yaptırılan bu anıtla karşılacaksınız.

Burası kışın sıcak iklimlere göçemeyen kuşları barındıran bu nedenle kuş cenneti olarak da adlandırılan deltalarıyla ünlü Üçağız mevkii.
Beydağları,deniz ve batan güneş..

Ve her liman kasabasının olmazsa olmazları,yavru kediler.

Küçük enstanteneler burada yansıtabildiğim.Oysa daha anlatılamayan,görüntülenemeyen ne çok şey var.Tıpkı o zırhlı gibi,dalgalı denizlerden geçip sığındığım limanım yanımdayken hafızama kazıdığım tüm anlar gibi..

Güzel bir hafta sonu dileğiyle,

1 yorum:

Ismet Ersoy dedi ki...

görsellerin sayesinde ahşabın ve tuzlu suyun kokuları taaa istanbul'a kadar geldi...